9 Ekim 2017 Pazartesi

Beklenmedik bir mesaj

Birden bir mesaj geliyor instagramdan. "Murat Mrb, bir yerlerde kırdığım bir kalp olduğunu düşünüyorum." Diyor. Hemen ardından takip isteği. Bu kadını hatırlıyorum diyorum. Çok da uzak olmayan geçmişten geliyor. O kahrolası Geçen seneki ekimden geliyor. Hatta Alabora olduğum 1 Ekim'den geldiğini hatırlıyorum. Ağlamak isteyip ağlayamadığım o talihsizlik dolu günden/günlerden. Tanımamazlıktan geliyorum başta. Bu bir çeşit "ne oluyor ya?"durumu.. kırılan kalpten bahsediyor. Kırılan kalp benim kalbim.(beni beni muratını) Şimdiye kadar o kadar çok kırılmıştır ki kalp diye bişeyden eser kalmamış diyemiyorum bu avukat hanıma. Sen nasıl kırdın diye bir şeyler mırıldanıyorum. "Gafletime maruz kalmıştın üzülmüştün ve telafi edemedim" gibi bir şeyler söylüyor. Bir kaç cümle sonra yüzündeki "masumiyet hatırına" mesaj attım diyecek. Yüzümden masumiyetin aktığına emin misin diyorum? Ne alakaysa geçen sene ki gibi ergence cevaplar vermemem gerektiğini söylüyor. Masum olmadığımı hiçbir insanın masum olmadığını, Doğumundan itibaren insanın çürümeye başladığını bir süre sonra iyice çürüyüp çevresine çürük bir koku yaymaya başladığını yineliyorum. "En masumlarımız mezarda" diye düşünüyorum. "Sadece Arkadaşın olmak istiyorum" deyiveriyor sonunda. Genç bir avukat arkadaşımın hiç olmadığını düşünüyorum kendi kendime. Resimlerine bakıyorum. Uzun, parlak, siyah saçlar. kemikli yüz hatları, uzaklara baktığında uzak olmak isteği uyandıran canlı gözler, adliye koridorlarında ordan oraya taşıyan ayaklar, her an bir mucize yaratmaya muktedir ince,zarif eller...
En son ne zaman bir kadının yumuşak varlığıyla sarhoş olduğumu düşünüyorum. Sanırım aylar oldu. Yaşam serüveninde aniden sisli bir geçmişin içinden çıkıp gelen kadınlar hep kasvet uyandırır bir erkek için. Ansızın ortalığı dağıtmak için çıkıp gelmişlerdir. Ellerine başka eller, dudaklarına başka dudaklar değmiştir. Lakin o dudakları da o elleri de sonsuza dek sahiplenirsiniz. Başka başka yerlerinde söz gelimi kalplerinde ne izler vardır bilemezsiniz. Bir zamanlar silinmez bir iz bırakmışsanız size dönerler. Zaten kadınlar hep gidip gidip geri dönerler. Pek çoğu sebep oldukları enkazların altında bir ses, bir yankıya rastlamak için.
Paranın, kadınların, mutluluğun, bazen özgürlüğün bile eksikliğini hissettiğim aklıma geliyor. Sonra schopenhauer'in dediklerini anımsıyorum. Sanki schopenhauer kulağıma eğilip "Arzularını azaltmalısın Murat efendi.! İsteklerini hayatının merkezine koyduğun sürece mutlu olamazsın.." diyor. Kendimi teskin ediyorum. Ve dişimi fırçalayıp uyuyorum. 

2 yorum:

  1. kamış lanetinden fazlasıyla muzdarip olan familyadan biri olaraktan, Kendimi görebiliyorum oykunde. Burda herşey yazarın üzerine üzerine gelmekte ve yazar tum burukluklarla dişlerini fircatmaktadir. Her zaman ki gibi çok beğendim değerli yazar dostum. Devamını tez beklemekteyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan bir çağ önce yaşamış ve mektuplaşmış olsaydık. Mektuplaşmalarımız bu çağda kitap olurdu kuzen. :)

      Sil

Artık yaşamlarının ileriki dönemlerinde geriye dönüp bakanları küçümsemek yerine, onları anlamaya başlıyordu. Kendisi de bunu yavaş yavaş ya...