14 Eylül 2017 Perşembe
Kütüphane'den gelen bir uğultu
Bir kütüphane'de kendimden 5-6 yaş küçük gençlerin bulunduğu serin bir yerde. Dostoyevskinin hayatını okudum. Ve kolay yoldan para kazanma üzerine araştırmalar yaptım. İkisi birbirine yakın şeyler. Dostoyevski'de zengin olmak için kolaya kaçıp kumar oynuyordu. Ben de oynuyorum. Eğer başarabilirsem geçen seneki gibi zengin olabilirim. Başaramazsam dipte debelenmeye devam edeceğim. Kronik bir hal alan bu çaresizliğim beni endişelendiriyor. Sartre gibi nevrotik bunalımlar yaşıyorum. Nietzsche gibi bazen ulvi nutuklar atıyorum kendi içimde. Eğer tüm bu bulantılar devam ederse sonum zweig gibi intihar olacak. Ama büyük ihtimalle o esnada onunki gibi bir kadın koynumda olmayacak. Herşeyini şansa bırakmış biri olarak korkuyorum. Kaybetmekten çok korkuyorum....
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Artık yaşamlarının ileriki dönemlerinde geriye dönüp bakanları küçümsemek yerine, onları anlamaya başlıyordu. Kendisi de bunu yavaş yavaş ya...
-
Gerçek; sıkıcı, yavan, değersiz, bunaltıcı olduğundan kurgu çoğu zaman birkaç saatliğine de olsa yaşantımızı renklendirir. Bir film, bir Me...
-
Dil,varlığın evidir.” Diyor heidegger. derme çatma da olsa bir evimiz var. Fikirlerin ifade ediliş biçimi, çoğu kez fikirlerin önüne geçmişt...
-
Yaşamlarımız, elimize zorla tutuşturulan bir saatli bomba gibidir... ne zaman patlayacağını kestiremediğimizden telaşla oradan oraya koştur...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder