13 Aralık 2018 Perşembe

günlükler

                                                                                                                             6 Aralık 2018

İnsan ruhu karanlık, vıcık vıcık bir uçurum. Dünya yüzünde kesinlikl kullanılamayan bir kuyudur. Gerçekten tanısa kimse kendini sevmezdi.
                                                           -Huzursuzluğun kitabı, Fernando Pessoa

Ne kadar tanıyorum kendimi? Kendimin ne kadarının farkındayım? Neden her yeni gün keder ve sıkıntıların başlangıcı oluyor.? Dünyaya fırlatılmam tamamen isteğim dışında. Yine isteğim dışında öleceğim. Tek başına bu bile hayatın anlamsızlığının cevabı. Savaşları, acıları, yoksullukları, sefaleti saymıyorum bile. Dünyaya katlanmak için pek az güzellik var. Vazgeçmek için ise bir sürü. Şu harfler, kelimeler, cümleler bir kaçış. Dünyayı unutma hali. Düşsel olandan gerçekliğin soğuk kaldırımlarına düştüğüm zaman afallıyorum. Korkuyorum. Aklıma nasıl mukayet  olduğuma şaşırmış vaziyetteyim. Bulantı, tüm vücudumu sarmış durumda. Bundan yıllar sonra bu yazdığım sözcükler hakkında ne düşünüyor olacağım acaba? Garip bir tiksinti, bir utangaçlık hali sarar belki de her yerimi. Her halükarda pişmanlık duyacağım kesin. Yaşam nasıl davranırsan davran pişmanlıklar çıkarıyor karşına. Ve benim pişmanlıklarım o kadar çok birikmiş ki hangisine hayıflnacağımı nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Fiziksel, duygusal, entelektüel yalnızlık hayatımın merkezinde. Sanki varoluş gayem yalnız kalmak. Büsbütün yalnız kalıyorum. Yalnız bırakılıyorum. Adına ne dersek diyelim sonunda yalnızım..Kitaplardan filmlerden konuşabileceğim kimsem yok. Ya da yaşam hakkında bir kaç fikri olan tek bir arkadaşım yok. Çevremdeki insanlarla birkaç kelimemiz var. Her gün tekrarlayıp duruyoruz. Oysa; Konuşulması haz veren öylesine güzel konular var ki..
Zamanın ve mekanın dışında savruluyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Artık yaşamlarının ileriki dönemlerinde geriye dönüp bakanları küçümsemek yerine, onları anlamaya başlıyordu. Kendisi de bunu yavaş yavaş ya...